Denetimli Serbestlikte Yine Genişleme

Anayasa Mahkemesinin 09.04.2014 tarihli oturumunda 2014/26 esas sayılı dosyasında yapılan inceleme sonucu 5275 sayılı yasanın 14. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “……veya soruşturma konusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtan soruşturması veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte…” ibaresi iptal edilmiştir. Bu dolaylı olarak ülkemizde halen devam eden denetimli serbestlik uygulamasının biraz daha genişlemesine neden olmuş gözüküyor.[adsense kodu gelecek]

Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 5275 sayılı yasanın 14. maddesi şu hale gelmiştir: “ (4) Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur”.

Açık Ceza İnfaz Kurumları’na Ayrılma  Yönetmeliğin 8. maddesinin 2. fıkrasının ( b ) bendine göre Kapalı kurumda bulunan hükümlülerden Haklarında üst sınırı yedi yıldan az olmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam etmekte olanlar ile üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet kararı bulunanlar, bu durumları devam ettiği sürece açık kurumlara ayrılamaz ibaresi yer almaktadır. Anılan yönetmelik 5275 sayılı yasanın halen yürürlükte bulunan 14/2 maddesine dayanılarak çıkartılan bir yönetmelik olup, bu yönetmelik halen yürürlüktedir. Ancak Anayasa Mahkemesinin 5275 sayılı yasanın 14/4 maddesinin yukarıda belirtilen kısımlarını iptal etmesinden sonra bu yönetmeliğin bir kısım hükümlerinin uygulanması hukuken artık mümkün değildir. Anayasanın 38. maddesinin 4. fıkrasına göre “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”. Bu düzenleme hukuk literatüründe “Masumiyet Karinesi” olarak anılmaktadır.
Yine Anayasanın 90. maddesine göre; iç hukukumuzda da uygulanma imkanı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2 maddesinde de masumiyet karinesi kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan iptal kararından sonra, Anayasanın 38/4 maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2 maddesi karşısında Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Yönetmeliğinin yukarıda belirtilen Yönetmeliğin 8. maddesinin 2. fıkrasının ( b ) bendinde yer alan “….kapalı kurumda bulunan hükümlülerden Haklarında üst sınırı yedi yıldan az olmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam etmekte olanlar ile üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet kararı bulunanlar, bu durumları devam ettiği sürece açık kurumlara ayrılamaz…” hükmünün uygulanması mümkün değildir. Yönetmeliğin bu hükmü Anayasa aykırı hale gelmiştir ve doğrudan kişi hürriyetini ilgilendirdiğinden uygulanamaz.  Bu duruma göre hükümlünün cezaevinde iyi halli olması durumunda açık ceza infaz kurumlarına ayrılmasına engel teşkil eden herhangi bir durum kalmamıştır.

Sonuç Olarak;

Halen cezaevinde bulunan ve soruşturma konusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtan soruşturması veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte olan hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumunda kalması için bir neden kalmamış olup bu hükümlülerde denetimli serbestlikten yararlanabileceklerdir.

 

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>